admin
Administrator
Sr. Member
   
Karma: +0/-0
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 262
autocad eğitmeni
|
 |
« : Şubat 12, 2007, 10:11:55 ÖS » |
|
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Hayatı :
Mısırda İbrahim Paşa konağına yerleşen ve orada İkbal Hanım ile evlenen Kadri Beyin oğludur. 27 Mart 1889da Kahirede doğdu. 6 yaşındayken ailesi ile birlikte Manisaya geldi. İlköğrenimine Fevziye Mekteb-i İptidaisinde başladı.İki yıl sonra da İzmir idadisine gönderildi. Parasızlıktan dolayı öğrenimini tamamlayamaz. Aile yeniden Mısıra dönünce İskenderiyedeki Frérésler Fransız okuluna girdi. 2 yıl sonra orta öğrenimini tamamladı. 1906da Jön Türkler ile tanıştı. 1908de İstanbula yerleştiler. Yakup Kadri, Mekteb-i Hukuka girdi. Ama bitiremeden ayrıldı. Nirvana adlı oyununu yazdı. Bu sıralarda eserlerini yazmaya başladı. 1917de tüberküloza yakalandı. Tedavi için İsviçreye gitti. Bektaşiliğe ilgi duymaya başladı. Ve Nurbaba adlı romanını yazdı. 1913de ilk hikaye kitabını çıkardı. 1919dan sonra güncel olayları izleyen Kurtuluş Savaşını destekleyen bir gazeteci oldu. Hikayeleri milli mücadele ile ilgilidir. 1921de Ankaranın çağrısı üzerine Anadoluya geçti. Önce Mardin, sonra Manisa milletvekili oldu. Leman hanım ile evlendi. 1932 yılında arkadaşları ile kadro dergisini çıkardı. Yine aynı yıl Yabanı yazdı. 1934 yılında dergi kapandı. Prag La Haye, Bern elçilikleri yaptı. Daha sonra yurda döndü. Kurucu meclis üyeliğine seçildi. 1962de CHP.den istifa etti. 13 Aralık 1974de Ankarada öldü.
Eserleri:
Hikaye: Bir Serencam Rahmet, Milli Savaş Hikayeleri Roman: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodon ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panorama, Hep O Şarkı, Mensur Şiirler: Erenlerin Bağından, Okun Ucundan Anı: Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı, Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları Monografi: Ahmet Haşim, Atatürk Çeşitli Makaleleri: İzmirden Bursaya, Kadınlık ve Kadınlarımız, Seçme Yazılar, Ergenekon, Alp Dağlarından ve Miss Chalfrinin Albümünden Tiyatro Eserleri: Nirvana, Vede, Sağnak, Mağara
Kitabın Konusu:
Kurtuluş savaşı, köyün köylünün savaştaki tavırları, durumu ve Ahmet Celalin köylülerle ilişkisi.
Karakterler:
Ahmet Celal: Köye gelen tek kolunu savaşta kaybetmiş eski bir subay. köylüler ona Yaban derler. Defteri tutan kişi de odur. Mehmet Ali: Ahmet Celalin eski neferi İsmail: Mehmet Alinin 14 yaşındaki kardeşi. Boyu çok kısadır. Çocukluğunu yaşayamamıştır. Ağır işler yapar. Çok çirkindir. Zeynep Kadın: Mehmet Alinin annesi. Kocası öldükten sonra evin işleri kendisine kalır. Çok güçlüdür. B Bekir Çavuş: 23 yıl askerlik yapmıştır.Pek çok yer gezip görmüştür. Salih Ağa: Köyün zengin adamlarındandır. Emine: Yazarın aşık olduğu güzel köylü kızı. Muhtar: Köyün muhtarı. İmam: Köyün imamı. Emeti Kadın: Yazarın ev işlerine bakan kişi Hasan:Çobanlık yapar. Süleyman: Sessiz sakin biridir. Çok fazla konuşmaz. Memiş: Süleymanın en iyi arkadaşı. Cennet: Süleymanın karısı. Kahkahası bol keskin bakışlı bir kadındır. Erkeklerden ürküp kaçmaz. Şerif Çavuş: Eminenin babası.
Kitabın Özeti:
Sakarya Savaşından sonra düşman orduları Haymana, Mihalıççık ve Sivrihisar bölgelerini virane halinde bırakır. İnsanlar yarı çıplak dolaşıp, yemek bulamayacak hale gelirler. Tetkiki Mezalim Heyeti araştırmaları sırasında bir defter bulur. Köylüler defterin sahibinin felaket gününe kadar köyde kaldığını söylerler. Ama daha sonra nereye gittiğini bilmezler. İhtiyat Zabiti Ahmet Celal eski eri Mehmet Alinin isteği üzerine onunla birlikte köyüne gider. Köy Porsuk Çayının yakınlarında küçük bir alanı kaplamaktadır. Ahmet Celal savaşta sağ kolunu kaybetmiştir. İlk günler sağ kolunun yokluğunu köylülere farkettirmek istesede köyde pek çok kişi sakat olduğu için kimse bununla ilgilenmez. Yine ilk günler yazar herkesten ayrı durumdadır. Köylüler ondan korkarlar. Hareketleri köylülere tuhaf gelir. Yazar Mehmet Alinin evine yerleşir. Mehmet Alinin İsmail adında bir erkek kardeşi, iki tane de kız kardeşi vardır. Mehmet Alinin köye gelince askerdeki davranışları tamamıyla değişmiştir. Yeniden asker olmadan önceki haline dönmüştür. Yazarın savaşla, İstanbul daki halkın haliyle ilgili konuşmalarını yalnız Bekir Çavuş ciddiye alır. Salih Ağa köyün zengin adamlarındandır. Ama dış görünüşüyle hiç zengin birine benzemez. Yazar Salih Ağanın düşüncelerinin, planlarının ayaklarından anlaşılabileceğini düşünür. Ahmet Celalin babasından kalan İstanbuldaki evi satınca eline bolca para geçmiştir. Bu parayla bostan ortasında bir ev almayı düşünür. Ancak Anadolunun ücra köşesindeki bu köyde bostanlık bir alan yoktur. Porsuk Çayının geçmesine rağmen çok kuraktır. Mehmet Alilerin bir boz eşeği vardır. Bu eşek ailenin pek çok işini görür. Ayda iki üç kez Mehmet Aliyi, annesini veya kardeşini şehre götürür. Zeynep Kadın yaptığı yemeklerin çoğunu kimseye yedirmez. Pazarda satılması için saklar. Gün geçtikçe köylülerde olduğu gibi yazarda da zaman kavramı zayıflar. Bekir Çavuş 23 yıl askerlik yapmıştır. Arasıra gezip gördüğü yerleri yazara anlatır. Ahmet Celal yedi sekiz ay sonra yeşilliğin, suyun yanında kadından da yoksun olduğunu anlar. Tek bir kadın, kız yüzü görmemiştir. Oysa Mehmet Alinin düğününe de katılmıştır. Düğünde köydeki kızların bir çoğunu görmüş ama hepsini biçimsiz, bücür veya çok iri bulmuştur. Köyün kızları ne zaman yazarı görseler saklanacak yer ararlar. Sonunda yazar neden kaçtıklarını Mehmet Aliye sorar. Mehmet Alide Yabansınız da ondan beyim. der. Kendisine yaban denmesi yazarı çok üzer. Okumuş bir İstanbul çocuğu ile bir Anadolu köylüsü arasında çok büyük bir fark olduğunu anlar. Zeynep Kadın kocası öldükten sonra evin bütün sorumluluğunu üstlenmiştir. Bir kez kasabadan geç dönen İsmaili çok kötü döver. Ailenin diğer fertleri çocuğu zor kurtarırlar. Yazar şimdiye kadar güldüğünü görmediği, çocukluğunu yaşayamayan İsmail için çok üzülür. Muhtar birkaç gününü kasabada geçirdikten sonra köye yeni havadislerle geri döner. Düşman askerleri kendi deyimiyle yalnış yolda olan Mustafa Kemale kızıp İnönüye kadar gelmişlerdir. Mehmet Ali bunu duyunca yeniden askere alınacağından korkar. Yazar bundan dolayı Mehmet Aliden nefret etmeye başlar. Tek kolunun olmaması nedeniyle savaşamayacağı için üzülür. Bu üzüntüsünden dolayı köyden ayrılır ve yürümeye başlar. Koruluğun içindeki bir derenin kenarında bir kız görür. Bu kız Mehmet Alinin köyündeki kızlardan çok farklıdır. Kız yazarı görünce ağaçların arkasına saklanır. Köyünün derenin diğer tarafında olduğunu söyler. Ahmet Celal bu kıza aşık olur. Birkaç gün sonra köyde bir hazırlık, hareketlilik başlar.
|